'Allah' değil, ama Batman konuşturdu

Veysi Sarısözen
10 Mart 2010

İşte böyle...

Ne demiştik, 'AKP çözümün önündeki en büyük engeldir', demiştik.

CHP'li Kılıçdaroğlu, aslında 'paşalarını', paşalarının 'ordusunu' ve paşalarının ordusunun 'partisi' olan kendi partisini kurtarmak için, Batman'da Kürt ambalajına sarılmış bir 'genel af açılımı' yapınca, neyin ne olduğu o anda ortaya çıkıverdi.

AKP'nin liberal destekçileri Kılıçdaroğlu'nun 'genel af' demesiyle birlikte, AKP'nin 'Kürt Açılımı'nın önündeki 'en büyük engelin' kalktığını tam ilan edeceklerdi ki, AKP'nin en 'anti-militarist' görünümlü ağır topu Arınç konuşuverdi:

'Genel af olduğu zaman (...) Öcalan, İmralı'dan çıkacak, evine gidecek' deyiverdi. Genel affın önündeki en büyük engel demek ki Arınç'tır.

Yani AKP'nin 'genel af' da içinde, bir 'Kürt Açılımı' yapmasının önünde CHP değil de, bizzat AKP'nin asıl engel olduğu böylece kanıtlanıverdi. Eğer AKP CHP karşı olduğu için, içinde 'genel af' da bulunan Açılım'ı bir türlü yapamıyor olsaydı, şimdi Kılıçdaroğlu'nun 'genel affa evet deriz' sözüne dört elle sarılmaz mıydı? Önündeki CHP engelinin kalkmış olmasıyla birlikte hemen bir 'genel af' yasa tasarısı hazırlayıp, bunu Kılıçdaroğlu'nun önüne koyup, 'imzala bakalım' demez miydi?

Eğer niyeti Açılım olsaydı, derdi.

Ama demedi.

Neden demedi?

Çünkü Açılım niyeti yok da ondan demedi. Onun niyeti 'genel af' filan değil, Kürt coğrafyasını yeniden 'fethetmek', 'zaptetmek', Diyarbakır Kal'asını 'düşürmek', Kürt özgürlük hareketini 'tasfiye' etmek, böylece, ABD çekildikten sonra, Güney'e doğru 'sarkmak', Kuzey'deki kardeşlerinin desteğinden mahrum hale gelen Güney'deki Kürtleri de, elbette onların 'petrollerini' de hegemonyasına almak, böylece bölgede 'güç merkezi' olmak...

Türk bölgesel emperyalizminin önündeki en büyük engel Kürt özgürlük hareketidir.

Çözümün önündeki en büyük engel de AKP'nin ta kendisidir.

AKP Kürt sorununda Açılım yapmıyorsa, bu bizim değerli liberal dostlarımızın sandığı gibi, ne ordudan, ne CHP'den, ne MHP'den korktuğu içindir. Şu son günlerde dile getirilen, 'seçimlerde oy kaybından' korktuğu için AKP'nin 'Açılımı' seçim sonrasına 'ertelediği' iddiası da ucuz bir kandırmacadır. AKP kendi Açılımına küfrettikçe oy kaybediyor, AKP'nin iç yüzü ortaya çıktıkça BDP oy kazanıyor. AKP Kürt sorununda çözümü 'oy kaygısıyla' önlemiyor; temsil ettiği bölgesel emperyalizmin çıkarları nedeniyle önlüyor. Temsil ettiği bu tekelci, finans kapitalin çıkarları uğruna çözümü önleyerek de, kendini riske sokuyor. Sınıf çıkarı bazan o sınıfı savunan partinin 'intihar' etmesini de gerektirir.

Kılıçdaroğlu'nu 'Allah' değil, ama Batman konuşturdu. Kılıçdaroğlu bir konuştu, AKP'nin de, CHP'nin de, MHP'nin de Kürt sorunu söz konusu olduğu zaman 'tek bir parti' oldukları da gözler önüne serildi.

Kılıçdaroğlu 'genel af' der demez, hepsinin sözcüleri, bu 'genel affın' paşaları, paşalarının ordusunu kurtarmak amacıyla dillendirildiğini Allahın bir olduğunu bildikleri gibi bildikleri halde, hep bir ağızdan 'genel af Öcalan'ın affedilmesidir' diyerek birbirlerinin boynuna sarıldılar. Birbirlerinin can düşmanı olan bu partiler, iş Kürt özgürlük hareketiyle ilgili en küçük bir olumlu gelişme ihtimali karşısında birleşiverdiler: CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay, MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ 'genel affa hayır' dediler.

Desinler...

Hiç bir önemi yok dediklerinin. Kürt özgürlük hareketi, kitle desteğini yitirmiş de umudunu bir 'genel affa' bağlamış değil. Tam tersine, Ergenekoncular, Darbeciler zor durumdalar; dağ başında granit kayalar üstünde uyumaya alışan Kürt zındandaki ranzada bir yandan, öte yana dönerek on yılları on gün gibi devirip, çıkıyor; ama bu iş paşalar için öyle değil, ranzadan kurtulmak için onlar artık bir 'darbe'den medet umamıyor, çoktan beri Cumhuriyet Mitingçleri sırra kadem basmış, buhar olup uçmuşlar; 'Laikçi'ler zındanda, CHP'nin, MHP'nin ve AKP'nin birleşip, bir 'genel af' çıkartması için rikkate gelip, Allah'a dua ediyorlar.

Kürt sorunu olmasa, Öcalan sorunu olmasa, bu üç kafadar bir 'milli mutabakat' ilan edip, gereğini yapacaklar, yapmasına da, Kürt sorununda 'çözümsüzlükten' yana oldukları için şimdilik yapamıyorlar. Ama yapacaklar.

Yapacaksınız...

Mecburen Genel Af ilan edeceksiniz. Er ya da geç...

Bu ordu 'sizin' değil mi? Bu 'paşalar' sizin paşalarınız değil mi? Siz bu devletin partileri değil misiniz?

Paşa, paşa, sivil, sivil, tarikat tarikat, kısaca tıpış tıpış er geç genel af ilan edeceksiniz.

Artık 'genel af' direnen Kürde 'rüşvet' olmaktan çıkmıştır; 'ben seni affedeyim, sen de sesini kes' pazarlığı iflas etmiştir. Kürt bu 'rüşveti' ne 'pişmanlık' adı altında, ne 'eve dönüş' adı altında, ne de 'genel af' adı altında almamıştır. Onun derdi 'çözümdür'. Çözümsüz 'özgürlüğü' ne yapsın!

Kulak verin: İmralı'dan değil, Silivri'den 'genel af' ağıtları yükselmektedir.

Ne demişler: Alma mazlumun ahını, çıkar aheste, aheste...